Sermaye piyasalarında fon likiditesine ilişkin son günlerde yaşanan gelişmeler, SPK’nın yatırım fonları için özel bir tasfiye modeli oluşturmasına yol açtı.
2026/61 sayılı bültenle güncellenen listede 131 fon bulunurken, tasfiye sürecinin operasyonel kontrolü İş Bankası ve Ziraat Bankası’na verildi.
Yeni modelde yatırımcıların fonlarını normal piyasa mekanizması üzerinden alıp satması yerine, portföy varlıklarının kontrollü biçimde nakde çevrilmesi ve para oluştukça yatırımcıya aktarılması esas alınacak.
Fon Kurucusundan Bankaya Operasyonel Geçiş
SPK’nın en dikkat çekici adımlarından biri tasfiye sürecini mevcut fon kurucularından ayırması oldu.
Tera Portföy tarafından kurulmuş fonlarda Türkiye İş Bankası, A1 Capital Portföy, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy fonlarında ise Ziraat Bankası yetkili kılındı.
Bu yetki, bankalara yalnızca saklama görevi değil; tasfiyenin gerçekleştirilebilmesi için gerekli işlemleri yapma sorumluluğu da veriyor.
Önce Bilanço Çıkarılacak, Sonra Satış Yapılacak
Tasfiye süreci doğrudan portföy satışıyla başlamayacak.
Öncelikle yatırımcı payları, rehin ve hacizler, bekleyen emirler ve dolaşımdaki toplam fon payı MKK ile karşılaştırılacak.
Ardından fonların kredi, vadeli işlem, repo, para piyasası ve diğer borç-alacak ilişkileri hesaplanacak.
Bu iki kontrolün tamamlanmasının ardından fonun gerçek net varlık ve yükümlülük yapısı daha net şekilde ortaya çıkacak.
SPK Piyasaya Satış Baskısını Nasıl Sınırlamak İstiyor?
Fon tasfiyesinin borsa üzerindeki en büyük risklerinden biri, çok sayıda fonun aynı anda portföylerindeki menkul kıymetleri satmaya çalışması.
Yeni kararda bu nedenle “hemen sat” yaklaşımı yerine piyasa derinliğini ve likiditeyi gözeten satış yöntemi öngörülüyor.
Bankalar satışların zamanlamasını ve sıklığını piyasa koşullarına göre belirleyebilecek.
Belirli vadesi bulunan mevduat, ters repo veya benzeri araçlar ise zorunlu olarak erken bozulmak yerine, vadesi geldiğinde nakde dönüşebilecek.
Bu yapı, tasfiyenin piyasa üzerinde yaratabileceği ek satış baskısını sınırlamaya yönelik bir mekanizma olarak değerlendirilebilir.
Nakit Havuzu Oluştukça Dağıtım Yapılacak
Varlıkların satışından elde edilen nakit bankaların belirleyeceği ödeme planına göre dağıtılacak.
Fon yatırımcısının alacağı ödeme, sahip olduğu katılma payı oranına göre hesaplanacak ve MKK kayıtlarıyla mutabakatı yapılmış bireysel hesaba gönderilecek.
Bu nedenle fonun bütün varlıklarının tasfiye edilmesini beklemeden kademeli ödeme yapılması mümkün.
Bekleyen Emirler Ayrı Sırada
Daha önce fon satışı talebinde bulunan ancak emirleri yerine getirilemeyen yatırımcılar için bir öncelik mekanizması bulunuyor.
Gerçekleşmemiş iade emirlerinden doğan alacaklar fonun borcu olarak kaydedilecek ve tasfiyede nakit oluştukça öncelikle bu ödemelerin karşılanması hedeflenecek.
Normal Fon İşlemleri Artık Yapılamayacak
Tasfiye kapsamındaki fonlarda hem TEFAS üzerinden hem de TEFAS dışındaki dağıtıcı kuruluşlar aracılığıyla yeni katılma payı alımı ve iadesi durdurulmuş durumda.
Dolayısıyla yatırımcı açısından süreç artık standart fon alım-satım sistemi değil, doğrudan tasfiye sistemi üzerinden yürütülecek.
Üç Ay Sonunda Dosya Kapanabilir, Ancak Süre Uzatılabilir
SPK, fon malvarlıklarının tasfiyesi için azami üç aylık esas süre belirledi.
Sürenin tamamlanmasının ardından fonların ticaret sicilindeki işlemleri de sonuçlandırılacak. Ancak olağan dışı piyasa koşulları veya tasfiyenin niteliği gerektirirse SPK süreyi uzatabilecek.
131 Fonluk Liste De Nihai Olarak Güncellendi
2026/60 sayılı ilk bültendeki tasfiye listesi, 2026/61 sayılı kararla güncellendi ve son kapsam 131 fon olarak duyuruldu.
Bu nedenle önceki haberlerde kullanılan “130 fon” rakamı artık güncel değil.





